Bilgimiz Korunacak Kadar Değerli mi?

9 Ekim 2008 | Yazar: Murat Çokeker | Kategori: Bilgi, ISO 20000, ISO 27001, Manşet

Çağımızda özellikle ülkemizin bulunduğumuz mevcut konum ve şartlarda bu sorunun cevabı kaçınılmaz ve tartışılmaz bir şekilde evet olacaktır. Beden gücünün ve işgücünün pazarlandığı, büyük kârların elde edildiği dönemleri hızlı bir şekilde geride bırakıyoruz. Dünya değişiyor ve ülkemiz bu değişime ayak uydurabilmek için önemli adımlar atıyor. Hızlı bir değişim sürecinden geçiyoruz.


Dünyada artık beden gücünü ülkemizden çok daha ucuza satabilen devler var. Çin bunlardan en önemlisi, Hindistan arkasından geliyor. Bu ülkelerde işgücü gerçekten çok ucuz. 100$’ın altındaki rakamlara bir ay boyunca çok uzun mesai şartlarında çalışacak insanlar bulunuyor. İşgücü maliyetinin inanılmaz düşüklüğüne bu ülkelerin sahip olduğu birtakım diğer avantajlar da eklendiğinde rekabet edilemez bir hale bürünüyorlar. Bu ülkeler işgücü bazlı rekabette neredeyse rakipsizler… En temel sıkıntıyı ülkemiz örneğin tekstil sektöründe ve buna benzer işgücü yoğun sektörlerde yaşıyor.

Peki ne yapmalı? Sorusunun cevabını ise çoktan fark etti Türkiye. Türkiye artık değer üretmek zorunda. Marka üretmek, markalaşmak, markalarını pazarlamak, ürettiği değerleri pazarlara sunmak zorunda. İşte bu konularda dünya ile rekabet edebilir ön plana çıkabilir. Çağımızda bütün bunları yapabilmek için kullanılacak temel hammadde ise bilgi. Markayı ancak bilgi üreterek, ürettiğimiz bilgiyi kullanıp müşteri beklentilerinin ötesine geçmeye çalışarak oluşturabiliyoruz. Markalaşmak için de bilgi ve deneyime ihtiyacımız var. Firmalar var olmak ve ayakta kalabilmek için müşterinin yalnızca bugüne ait olan ihtiyaçlarını karşılamaya değil, yarına göre planlama yapmaya, müşterilerin gelecekteki ihtiyaçlarına göre hazırlanmaya ihtiyaçları var. Bu bile zaman zaman yeterli olmayor, asıl başarıya müşterilerin farkında olmadıkları ihtiyaçları ortaya çıkararak, bunları ihtiyaçlar haline getirerek ulaşabiliyoruz.

Bilgi fark yaratmanın, değer üretmenin, markalaşmanın, yeniliğin ve inovasyonun hammaddesi olarak ele alınmalı. Bütün bunları bilgi ile inşa etmeliyiz. Bireyler için kişisel bilgi ve deneyim kurumlarda kurumsal bilgi, kurumsal hafıza ve kısmen de kurumsal kültürün karşılığıdır. Kurumlar yıllar süren çabaların ve uğraşların sonunda belirli deneyimler ve tecrübeler kazanıyorlar. İşte bu deneyim ve tecrübe tarifini yaptığımız bilgidir. Bilginin tek kaynağı kurumların kendi deneyim ve tecrübeleri değildir tabiki. Kurumların dışında üretilen bilgi de kurum için çoğu zaman değerlidir ve içselleştirilmelidir. Kurumlar bu bilgiyi kendilerine uyarlamalı ve kurumsal hafızalarına dahil etmelidir. Bu da önemli bir uğraştır ve odaklanma ve gayret gerektirir. Belirli süreç yapılarını hayata geçirmek, yazılımlar kullanmak, bu konuda kurumda kültür oluşturmak gerekir. Tüm bu çabaların neticesinde kurum üretmiş olduğu ve içselleştirdiği bilgiyi kayıt altına almaya ve erişebilir kılmaya başlar. Ama tabiki her bilgiyi herkesin erişimine sunmak doğru olmayacak, doğru bilgiyi doğru taraflara doğru zamanda erişilebilir kılmak ve güvenliğini sağlamak gerekecektir.

Bilginin güvenliğini sağlamanın üç temel ayağı vardır. Birincisi; bilginin gizliliğini güvence altına almak ve yetkisiz erişimleri engellemektir. İkincisi; bilginin kullanılabilirliğini sağlamak, ihtiyaç duyulan her anda bilgiyi ilgili tarafların kullanımına sunabilir olmak gerekmektedir. Üçüncüsü ise; bilgin bütünlüğünü korumak, belirli bir bilgi parçasının ortadan kaybolması ile tüm bilginin kullanılamaz hale gelmesi engellenmelidir. Bilginin güvenliği sağlarken tüm bu kriterler göz önünde bulunmalıdır.

Kurumlar bilginin gizliliğini sağlayamaması ve yetkisiz erişimleri kısıtlayamaması rakiplerine altın tepsi içerisinde çok değerli bilgileri sunması demektir. Bilginin kullanılabilirliğini yada erişilebilirliğini sağlayamıyorlar ise ürettikleri bunca bilginin kuruma hiçbir katkısı olmayacaktır. Bilginin bütünlüğünü koruyamamak ise kaba bir tabir ile “bir çuval inciri berbat etmek”tir. Bütünlüğünü koruyamadığımız bilgi de değerli değildir.

Bilginizi Koruyun
Çağımızın şartları ve konjonktür bizleri ve kurumları bilgi üretmeye zorluyor. Ürettiğimiz bilgiyi kullanabilmemiz için ise güvenliğini sağlamamız şart. Özetle şunları söyleyebiliriz. Madem bilgi üretmek ve üretilen bilgiyi korumak, kullanmak ve erişilebilir kılmak zorundayız, o zaman bilginin güvenliğini de sağlamak zorundayız demektir.

İlgili Yazılar



Tags: , , , ,

Yorum Yapın

*
Lütfen kutudaki yazıyı giriniz
Click to hear an audio file of the anti-spam word